İK Profesyoneli Bir Annenin Gözünden Nöroçeşitlilik ve İş Hayatı
Hazırlayan: Zeynep Ünsal
Hayat bazen fark etmeden bize en değerli dersleri verir. Ben Zeynep, İnsan Kaynakları alanında uzun yıllardır çalışan bir yöneticiyim; işe alımlar, yetenek yönetimi ve ekip kültürü üzerine deneyimlerim var. Ama çocuğum Mert’in otizm tanısı süreci, bana hem iş hem de yaşamımda gözden kaçırdığım pek çok şeyi fark ettirdi.
Evde yaşadığım her an, iş hayatımın bir yansıması oldu. Yoğun iş temposu ile Mert’in ihtiyaçlarını dengelemek başta neredeyse imkânsız gibiydi. Toplantılar, raporlar, işe alım süreçleri… Ve aynı anda Mert’in rutinleri, ihtiyaçları, küçük zaferleri ve zor anları. İlk zamanlar tükenmiş hissettim, ama öğrendim ki sabır, esneklik ve empati sadece ailede değil, iş yerinde de insan ilişkilerini güçlendiriyor. İş-yaşam dengesi artık benim için bir kavramdan öte, her gün yeniden öğrenilen bir yolculuk hâline geldi.
Bu süreç sadece duygusal olarak değil, zihinsel olarak da oldukça zorlayıcıydı. Belirsizlikler, “Doğru mu ilerliyorum?” sorusu, çevreden gelen farklı yorumlar… Bir yandan bilgiye ulaşmaya çalışmak, bir yandan doğru uzmanları bulmak, bir yandan da güçlü kalmaya çalışmak. Otizm tanısı süreci, sadece çocuğun değil, ailenin de dönüşüm süreci aslında. Ve en zor kısmı, çoğu zaman neyin “doğru” olduğunu kesin olarak bilememek.
Bu süreç bana, farkında olmadan önyargılarla hareket edebileceğimizi ve farklılıkların bir engel değil, büyük bir güç olduğunu gösterdi. Evde öğrendiğim her küçük detay, iş yerimde daha kapsayıcı olabilmemi sağladı. Artık işe alımlarda nöroçeşitliliğe sahip adayları, deneyimlerini, yeteneklerini ve problem çözme biçimlerini önyargısız değerlendirmeye başlıyorum.
İlk kez nöroçeşitliliği iş bağlamında deneyimlediğimde, karışık duygular hissettim. Merak ettim, şaşırdım, biraz da kaygılandım. Çünkü fark ettim ki, alışık olduğumuz kalıplar dışındaki düşünceler, iş dünyasında bazen önyargılarla karşılanabiliyor. Ama kısa sürede anladım ki, bu farklılıkları anlamak ve kucaklamak, sadece ekibimizi zenginleştirmekle kalmıyor, aynı zamanda bir yöneticinin vizyonunu ve liderlik kapasitesini de güçlendiriyor.
Mert bana şunu öğretti: farklılık bir engel değil, bir güçtür. Evde ve işte öğrendiklerim, insan kaynakları perspektifimi tamamen değiştirdi. İşe alımlarda sadece deneyim ve yetkinlik değil, farklı düşünme biçimleri ve yaratıcılığı da göz önünde bulunduruyorum.
Bazen sosyal ortamlarda, bazen bir parkta, bazen bir sohbet sırasında Mert üzerinden nöroçeşitliliği anlatma fırsatım oluyor. Çünkü fark ettim ki birçok insan bu konuyu aslında hiç bilmiyor. Belki bir çocuk göz teması kurmakta zorlanıyor. Belki başka bir çocuk kalabalık ortamlarda kendini rahat hissetmiyor. Belki biri seslere çok hassas. Ama tüm bunlar o çocuğun değerini azaltmaz. Sadece dünyayı farklı bir pencereden gördüğünü gösterir.
Ben artık bu sürece sadece bir “annelik yolculuğu” olarak bakmıyorum. Biraz da farkındalık yolculuğu. Eğer Mert’in hikayesi bir kişiye bile farklılıkları daha anlayışla karşılamayı öğretebilirse, bu benim için çok kıymetli olur. Çünkü her çocuk anlaşılmayı hak eder. Ve her farklılık, dünyayı biraz daha zengin yapar.
Ben bir anne olarak öğrenmeye, anlatmaya ve yol almaya devam ediyorum. Ve biliyorum ki bu yolculukta yalnız değiliz.
- Genel
